6 Eylül 2009 Pazar

Bir yetmişlik rica etsem.

Selen, esmer teni ve açık giyimiyle ortamdan eğlence talep etmeyi kesmeyeceğini belli etmiş, masanın etrafındaki diğer temel karar elemanları ise zihinsel savunmalarla tepkisiz kalmıştı. Kıvırcık saçlı ve gömleğiyle gurur duyan gencin kolundan çekti "Haydi, BoomBox'a gidelim". Bira bardağını bariz bir tutku yoksunluğu ile kavaryan genç içinden 'meeeh...' dedi. Ancak Selen'in bir talebinden vaz geçmesi, beş aylık otistik bir çocuğun talebinden vazgeçmesiyle aynı zorluktaydı*. "Hem orada XX** de var."

Sakalını kaşıyan genç, hem o anda hem de bu yazıyı yazarken arkadaşlık kıstaslarını düşündü ve masanın diğer ucunda oturan, kendisine samimi davranan, açık tenli, sakin, fizikçi olmaktan haz alan arkadaşı Burak***'a bakıp yakasını silkti. Nadir ortaya çıkan içten hareketlerin iletişim için yeterli olmadığına inanarak yetişmiş Selen'i ise sadece devam etmemek için çırpınan diyalog ilgilendiriyordu. "Bezdirdi, değil mi?"

"Ben XX'in hayatta yaklaşımındaki neşeden, tam karşılığı ile ondaki childish entusiasm'den etkilenmiştim; doydum." Masaya döndü, dağınıklığından memnunmuş gibi davranmaya alıştığı saçlarını düzeltti. "Ben göbeğinin üzerine cips kasesi koyup, ayaklarını kucağıma uzatıp, sesi kısık bir Kanal D dizisine ya da Var mısın Yok musun?'a saatlerce bakabilecek bir kadın arıyorum."

"Curb your entusiasm diyorsun, değil mi?" dedi Burak bıyığıyla bira şişesi arasında bir yerden. Güldüler; gülmek iyiydi. "Bir üşen, bir daral da nasıl bir insan olduğunu görelim!" daha fazla güldüler. Gençtiler ve konuşmalarının zekice olmadığı konusunda bir cümleye başlamak için nefes alan insanlara kötü davranabilecek kadar zekiydiler, ancak asla yapmayacaklardı çünkü bu fazla enerji gerektiren bir işti.

Açık parmaklı, dirsekten masaya dayalı bir kolun ucunda duran elin, iki konuşmacının arasındaki alana doğru sallanmasıyla ortaya koyulan anlam cümelnin 'elbette, çünkü...' diye başlama ihtiyacını karşılıyordu. "Bir insanın tembelliği önemlidir." dedi boştaki eliyle pembe gömleğinin üzerinden göğsünü kaşıyan oğlan, "Bir insanın neye, neden üşendiği, nasıl bir insan olduğunun anlaşılmasına yardımcı olmaz mı?"

"Üşen de boyunu görelim!" dedi Burak, biraz daha güldüler. Ardından başka bir konudan konuştular.

*Zor; çok zor.
**For practical purposes, her identity is not going to be declared.
***Burak Budanur
Önemli not: Metinde bahsi geçen arkadaşım Selen günlük hayatımızda yukarıda anlattığım şekilde yer tutmamaktadır. Selen zeki ve eğlenceli bir insandır. Metindeki ruhsal yapılanmaya sahip biriyle arkadaşlık yapmam zaten düşünülemez. Seleni bu şekilde yansıtmamın sebebi, anlatmak istediklerimi anlatabilmemi sağlayacak bir durum sağlamak içindir. Hiçbir yanlış anlaşılmaya meydan vermemek için tekrar belirtiyorum; Selen kişisi gerçektir ancak karakteri yukarıdaki metindeki Selen kişisinin karakteri ile alakalı değildir. Metindeki Selen kişisinin karakteri kurgusaldır. Sosyal hayatımdaki herhangi bir Selen kişisiyle alakasını kurmak isteyenler Thor'un çekici altında ezilecek ve zombi Micheal Jackson'ın tacizine uğrayacaklardır.

1 yorum:

DhargaN dedi ki...

o bıyığı kes.