25 Mayıs 2009 Pazartesi

SE210

Güzel dişi, bir kahve bardağı, yarı dolu bir kül tablası ve bir başka kahve bardağı kadar uzağındaydı. Ona layık bulmadığı nasırlı parmak uçlarının, kızın genç sırtında sadece bilen birinin görebileceği izler bırakacağı bir akşam hayal ediyordu. Sahnedeki kedilerden biri '...is straight, your hair is smooth...' diye usulca inlerken, çevrelerindeki kalabalığın loş mekanda esrikleşmesi sonucu daha da bastıran karanlığın içinde gittikçe parlayan kadın, gerçekten tatlı bir mücadele vaad eder gibi gözüküyordu. Nefes almadan kendilerinden bahsetmelerinden ibaret olan basit süreçte, kahve bardakları çarpışıyor, mavi kıvılcımlar çıkartıyordu.

Kediler etraflarına toplanmaya başladı, bir kısmı sabırsızca masanın ayaklarının etrafında dolaşıyor, başka bir grupsa, çevre masalara tırmanmış, meraklı burunlarını ve insanlardan aydınlığı terddütsüz çalan gözlerini olası çiftin masasında duran haritalara uzatıyordu.

Kahveleri bittiğinde haritalarını aldılar. Yarı saydam iki kağıdı üst üste koymaya çalışırlarken temas eden ellerinden yere küçük çiçekler dökülüyor ve hepsi ayrı bir yüzyılın ilk yağmuru gibi kokuyordu.

Şimdi iki kağıt bir gibi gözüküyor, kendini herkese gösterip nabızları hızlandırıyordu. Işığa kaldırdılar. Bir yangın söndürme tüpü kadar ruhsuz sessizlik, birbirini tutmayan iki haritadan geçen ışığı üzerinde hisseden herkesi sardı.

Hayat bir an öncekinden çok farklı ama yepyeni bir rutinle sürerken, adam bir sigara yaktı. Çiçeklerin üzerinde gezinen kediler üzgünce insanların ayaklarına sürtündüler. Delikenlı saçlarını, başı ağrıyormuş gibi çekercesine düzeltirken masadaki kırmızı düğmeye bastı.

Pısırık bir erkek sesi 'Five minutes to total destruction.' dedi ve sesin sahibi toplanmış bavullarının arasından lacivert fötr şapkasını alıp akşam yemeğinde balık yemeye karar verdi. Kadın ve adam ruhsuzca birbirlerine gülümsediler. Birbirlerini şımarttılar. Ardından uzay istasyonunu terk eden ilk iki kapsüle bindiler. Sahnedeki kediler bir daha asla şarkı söylemediler ve konuşmadılar. Darbe saatlerinde bilinci açık olan insanlar, geceyi rendeleyen miyavlamalarını duydukça huzursuz oldular.

Freud elindeki puroyu yere attı, asık suratı ve pardösüsünün cebindeki elleriyle ortamı terk etti.

1 yorum:

DhargaN dedi ki...

kediler rox. se210 sux.